tamkarıışık

Allah kahretsin böyle doktorları da hastaneyi de ya..!

    Bilgisayarda otururken salondaki televizyondan haberleri dinliyorum aynı zamanda. Küçük Sıla...Yazık minicik yavrucak yanmış. Hastanede biri bile bakmamış. Ya siz nasıl bir dostor/hemşiresiniz hadi bunu bıraktım nasıl bir insansınız..?!?! Off kahroluyorum ben bu haberleri duyunca. Ama onlar bu yavrucağı görünce kahrolmuyorlar..! Ya sizin ufacık bir yeriniz yandığından nasıl kıvranırsınız. Çocuğun her yeri yanmış nie bakmıyorsunuz..?!
   Özel hastaneye götürmüşler ama orda da 5 gun yoğun bakım ünitesi masrafı olarak milyarlar istemişler. Yuh ya yuh..! İnsanlık kalmamış. Gerçi daha önceden de bi adam mı çocuk mu yanmıştı da hastanede kimse dönüp bakmamıştı yazık ordan oraya koşup duruyordu o yanık sancısıyla..!
   Devlet hastanelerinde de adam akıllı ne doktor kalmış ne insan ne de malzeme. Ya siz kraliçeyi kraliçeler gibi ağırlamaya çalışırken şu insanlara bakın ya. Bakın insanlarınızdan abuk subuk vergiler almak için habire kanun çıkarma telaşına girin. Ya insanlık nerde ya..?! Ben insanları göremiyorum. Herkes çıkarcı olmuş. Bizim toplumumuz böyle miiydi ya. El insaf ya..! Bu toprakları nasıl kazandık ne çabuk unutuldu ya. Ben şu yaşımda unutmadım sizler kaç yaşındasınız. İnsan olun azıcık insan..!
   Nefret ediyorum böyle konuları blogumda yer vermekten ama yazmak istedim. İçimde kalmasın. Kalırsa yazık olur...Gerçi anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az...
   İnsan olalım, vicdanımızı kaybetmeyelim...

Bu kadar zor mu büyümek

     Eskiden çocuktum tamam ama 23 yaşındayım Ağustos ayında 24 yaşımdan gün alıcam. Kendime bakıyorum sonra başkalarına. Ya bu kadar zor mu büyüyebilmek..!? Ben mi bu kadar çabuk büyüdüm? Demek istediğim "ben akıllandım siz hala salak salak gezinin" demek değil. Elbette benimde salaklıklarım vardır. Ama bu hiç tecrübe edinmediğim konulardadır (belki eksik kalan yanlarımda) ama en azından salakça özentiler ya da ağzıma geldiğince konuşmalar yapmıyorum. Kimsenin arkasından bana yakışmayan dedikodular yapmıyorum. Yağmur yağarken "yağmur yağıyor" diyorum salakça üstüme bakmadan dışarı fırlayıp sonrada "aa yağmur yağıyormuş" demiyorum.
    Ya bazen bu insanlardan sıkılıyorum ve mümkünse yaşlarına uygun davransınlar yoksa yanıma yaklaşmasınlar ya. Tamam kardeşim derdin vardır anlat ama sürekli aynı şeyi anlatma..! Ben iyi niyetli oldukça insanlar daha fazlasını istiyorlar deli oluyorum. İlla ben mi söylicem şöyle yapma bak rahatsız oluyorum diye. Aklın almıyor mu ya..?
    Ama bu salakça(kusura bakmayın ağzıma bile almaktan nefret ediyorum) insanlardan sıkıldıkça ve hayat önüme sürekli çelmeler taktıkça bir bloga uğruyorum. İyiki de tanımışım. Tanıtan arkadaşa da teşekkür ediyorum. Beni o blog yazarıyla tanıştıracak işallah (kod adı gıcık).
    Artık başıma gelen herşeyde bir hayır vardır diyorum. Galiba hayatı sevmeye başlıyorum (yine de şu yazının başında bahsettiklerim uzak dursun benden). Bugün bir tokat gibi yüzüme vursada sonucu, iyiki de salakça bazı şeylere atlamamışım. Bazen diyorm çünkü "denemeden birşeyin iyi mi kötü mü olduğunu bilemezsin. yaşa ve gör" diye. Yaşamadan önyargılı yaklaşma diye. İyiki de yaşamıyorum. Kendimi seveyim ben
    Büyüyorum artık. Adam akıllı olmaya çalışıyorum. Kimsenin başaramadığını başarmaya çalışıyorum. Farklıyım galiba. Bazen bu farklılık beni üzsede, iyiki de böyleyim. Böylede kalıcam.
    Büyümek zor ama büyümeyi başarmak daha da zor.
    Artık herşeyin hayırlısı olsun.
    Yaza kuzenım dogum yapıcak. Teyze sayılırım. Naz'ımız olucak. İstanbulda kalıcaz en az 1 ay. Stajımda var (hala bulamadım ama. tekstil fabrikası varsa tanıdığınızın beni alıverin 1 aylığına)
    İstemediğim bir bölümde istemediğim bir okulda, istemediğim bir fakültede hala ayakta kalmaya çalışıyorum.
    Hayat seni artık seviyorum. Biliyorum ki sen benim işin hayırlı olanı vericeksin.
   

  

Blogcu Forumu Gittikçe büyüyor

     Blogcuların Forumu gittikçe büyüyor. Açalı 1 aydan fazla 2 aydan az oldu ama emin adımlarla ilerliyor. Daha önce belirttiğim yazımda da dediğim gibi "Blog dünyasının kalbinin attığı yer" olacak. Bende bütün blogcuları foruma davet ediyorum. Bu forumu hep birlikte büyüteceğiz.


Nerelerdeydin MİM..?

   Uzun zamandır mim uğramaz oldu bana (aslında çok uzun da değil ama bir ara o kadar fazlaydı ki yetişemiyordum bile). Bu sabah bi baktım dostum Volkan mimlemiş. Mimin adıo ise "kitaplarım". İstediği ise "okuduğunuz, okuyacağınız veya daha önce okduduğunuz elinizde olan kitapların ön kapaklarını varsa tarayıcı ile tarayıp yok ise herhangi bir kamera ile çekip resimleri blogunuza yazın". Bende kalktım bilgisayar başında, kitapları toplayıp bir güzel telefondan resimlerini çektim. Annemde diyo : "Ne yapacaksın o kadar kitapla?" diye. Bende dedim böyle böyle mimlenmişim hemen üstümden atayım yoksa mim üstüme kalır .
   Neyse biraz uğraşla çektik fotografları, bluetoothdan yolladık bilgisayara, ordan da flickr'a. Bazı kitaplar okuduğum halde elimde yok. Yinede koydum birkaç tanesini. Genelde kitapları değiş tokui yaparak okumayı tercih ediyordum (malum öğrencilik para yok . Bazılarıda ayıptır söylemesi korsan. Napıyım canım onlarda o kadar pahalıya satmasınlar kitapları. Paramız yok yahu. Okulda fotokopiye verdiğim parayla kaç kitap alırdım ya neyse. Mühim olan okumak ().
  Efendim işte benim kitaplar(elimde olmayan kitapları koymadım okuduğum halde):

   Şimdi geldi mimlemeye. Şu blogcu dostları mimliyorum bakalım neler koyacaklar
beyn, yakuter, ferhatonair, erdem çorapçıoğlu, gürkan biçer, ajanda blog, topla gel

Türk Blog Yazarları İlk Ankara Buluşması Olduda Bitti


    Biraz gecikmeli de olsa yetiştiğim TBY Ankara buluşmasın 12 Nisan'da sağ salim atlattık. Valla ne yalan söyliyim biraz çekinerek gitmiştim. Ne de olsa ilk kez bu kadar blogcuyla bir ortamda bulunacaktım. Ama neyseki beklediğimden de güzel geçti. Tek bayan ben olaraktan katıldığım bu toplantıya hala neden bayan arkadaşların katılımlarının az olduğunu anlamaya çalışıyorum. Yani "tek bayan" olarak katılmakta ne sakınca var anlamadım. Neyse kalan sağlar bizimdir .
    Efendime söyliyim nerden başlıyım... Toplantıda belli birkaç konuya değinildi. Bunlardan en çok "Özgün bloglama ve içerik hırsızlığı" hakkında hararetli bir konuşma oldu. Her ne kadar bu konuda çoğu blogcu aynı fikirde olsa da ufak tefek farklı düşünce tarzlarından dolayı ortalık şiddetlense de bence çok güzeldi. Beyin fırtınası (son günlerde okulda da sürekli üzerinde durduğumuz bir etkinlik) halinde geçen toplantıda bazılarımız çok fazla konuşurken bazılarımız susmayı tercih etti (ki aslında ben hep konuşuyordum da bakmayın fısıltı halindeydi çoğu ).
    Neyse fazla söze gerek yok "Anlatılmaz, yaşanır" diyor ve bir dahaki buluşmayı iple çekiyorum (tabi havuz sefası olmazsa)
    Bu arada resim biraz karanlık mı çıkmış ne. Çirkin çıkmışım

Blogcu.com yenileniyor ama...

     Evet farkındasınızdır herhalde Blogcu'da yeni yeni gelişmeler oluyor, yeni yeni uygulamalar çıkıyor ortaya. Bunlardan biri Facebook uygulaması ki zaten ben Blogcu bu uygulamayı başlatmadan önce, Facebook'ta 2 tane rss akışı izlemeyi bulmuş hatta kullanıyordum.
     İkincisi ise Google Adsense uygulaması ki görmüşsünüzdür kontrol panelinde sol manünün en üstünde. Ama dikkatinizi çekerim, bu uygulamayı kullanırsanız Adsense gelirinizin %10'u Blogcu adına, %90'ı sizin adınıza. Yani 100 doların 10 doları Blogcu'nun, 90 doları sizin olacak. Bununla uğraşmak yerine Adsense hesabınıza girer, reklamını oluşturur, kodu alıp şablonunuzda "body.../body" tagları arasına uygun bir yere yapıştırırsınız. İnanın 10 dolarlık bile işi yok.
     Ve üçüncüsü; Blogcu'dan maillere gelen abonelik haberleri. Hayretime giden de şu oldu; Bloglardan en iyi 10 yazı seçilip yayınlanmış. HANGİ KRİTERLERE GÖRE ACABA..?! Yahu haberim bile yok nerden bu yazılar en iyi olmuş Ay çok güldüm sinirden bak..! Sadece içlerinden biri gerçekten hakediyordu o da blogcunun Hande Yener'le röportaj yapmasıydı. Emeğe saygı.

<- Önceki Sayfa : ANASAYFA : Sonraki Sayfa ->





Bağlantılarım

    Add to Technorati Favorites Web Stat Personal Blogs - BlogCatalog Blog Directory

Arama Yap