tamkarıışık

Annecim Anneler Günün Kutlu Olsun :)

    Bugün  Anneler Günü ve büyük ihtimal bu yazı yayınlandığında  ve siz okumaya başladığınızda biz annemle sinemada olabiliriz  ya da  bir yerde oturmuş karnımızı doyuruyor olabiliriz . Bu sene hediye vermeyi düşünmüyorum. Daha güzel birşey yapıp o günü en güzel şekilde geçirmeyi planlıyorum annemle (tabi küçük kardeşimle beraber).

     Bütün annelerin Anneler Günü'nü kutlarken anneminde Anneler Günü'nü kutluyorum. İyiki varsın annecim. İyiki sen benim annemsin. Bi hata yaptıysak (ki yaptık) affola...
   



Taşınıyorum

     Artık gitme vaktidir blogun. Buradan taşınıyorum. Yakında blogger altyapısıyla yeniden bloguma devam edicem.  Bu son günlerde bu kadar seyrek yazı yayınlamamın sebebi de bu. Zaten aşırı bi istek vardı alan adınla devam et artık diye. Ne bileyim ben hala eski Tamkarışık olarak düşünürken baya büyüdük galiba.
     Ben özellikle de inandığım ve sevdiğim birşey için sonuna kadar devam ederim. Yılmam. Bu blogda bunun için hala devam ediyor galiba. İnsanın kendine ait birşeyinin olması ve onunla ilgilenmesi güzel birşey. Bu da yetmedi bir de  forum açtım.
     Bir sürü arkadaşlıklar kurdum blog dünyasında. Aslında şurada da anlattığım gibi tamamen tesadüfen ve hiçbir şey bilmeden, daha "blog" kelimesinin ne anlama geldiğini bile bilmeden başladık bu hikayeye. Gün geçtikçe hikayem tek sayfalık olmaktan çıktı. 551  yazı yayınlamışım. Benim için büyük birşey. Ben daha kompozisyon bile yazamazken blog açmışım haberim yok
     Şablon beğenmem baya bi uzun sürdü. Hala da değişebilir yani. Yavaş yavaş işte. Bu aralar yoğunum aslında. Bi de forumum var. Orası için çalışmalarım sürüyor. Wolkanca'ya da yazamıyorum. Kusura bakma Volkan
     Neyse hayırlısı olsun.

Youtube mu? Kapandı mı? Yine mi?!

    Yahu çok sık girmem öyle Youtube'a. Arada bi işte. Kotamız sınırlıda birazcık . Biraz önce girdim gene kapalı. Ne zaman kapandı Allah bilir. Benim bu günlerde kafam yerinde değil zaten hiç farkında da değilim kapandığının. Yalama oldu valla ya . Aç kapa. Aç kapa. Haydi hep beraber:

Kapa

Kapa

   Ya şimdi mahkemelerinde suçu yok sonuçta önlerine bi dava dosyası geliyor ve ona göre karar veriliyor. Şu da var. Mesela sen McDonalds'da da hamburgerimden saç çıktı diye dava açsan gene kazanırsın . Kaç kişi böylelikle zengin oldu valla.

   Neyse bu dünya fani, bu işlerde fani. Ya Youtube biraz daha dikkatli olacak (yeter artık ol yahu ol..!) ya da bu dava açanlar para mı istiyor ün şöhret mi istiyor ne istiyor bir an önce vazgeçsinler. Ha bir video vardır yayınlanması sakıncalıdır. O video kaldırılır ya da her neyse. Yahu bu "çorbamdan sinek çıktı dök hepsini"ye benzedi.

   Bu aylar zaten dost hançeri çok yiyorum hiç keyfim yok. Hani bir şiir var ya Aşık Veysel'in:

Dost dost diye nicesine sarıldım

Benim sadık yarim kara topraktır...

   Ben sildim dostlarımı. Dost sandıklarımı. Ne halleri varsa görsünler artık zerre kadar umrumda değiller

   Neyse ya konu dağıldı. Dağılmaz mı..?! Böyle konu dağılmaz mı..?!?!?!

Mim-Mutluluk nedir?

  Bu sabah açtım blogumu bi bakındım şöyle (anasayfamı çok seviyorum da). Sonra girdim blog kontrol merkezime (akşam akşam iğrenç oluyorum galiba). Bi baktım yorumlar arasından bir mim bana göz kırpıyor. Sağolsun arkadaş Burak (Wolkancada da yazar olan Burak) beni mimlemiş sağolsun. Sağolsun da bu ne zor bir mim ya. Bir yazımda da anlatamamıştım, anlatmaya çalışmıştım ama şimdi ne desem...

   Mutluluk bence, yaptığın bir işi başarmanın verdiği hazdır. Bir işi yaparken aldığın hazdır. Mutluluk yüzünün gülebilmesidir. Mutluluk ailenle beraber aynı çatı altında yaşayabilmektir. Mutluluk sevilmektir. Mutluluk sevmektir. Mutluluk aşktır belki...Mutluluk güzel şeydir. Tabi görmeyi bilsek aslında mutluluk her yerde, köşe başında, bazen kuytu bir yerde bazen tam gözümüzün önündedir. Görebilenlerdir mutlu olan.(Ne güzel konuştum ama)

   Şimdi geldi mimlemeye. turklerklanı ve amatoryasamak sizce mutluluk nedir?

Kapatıp açalım :)

'EĞER' değil, 'ÇÜNKÜ' değil, 'RAĞMEN' sevin...

Masumi Toyotome diye bir Japon yazmış bu yazıyı. “Dünyada sevilmek istemeyen kişi yok gibidir diye başlıyor. Ama sevgi nedir?, nerede bulunur?, biliyor muyuz?” diye soruyor. Sonra anlatmaya başlıyor... Sevgi üç türlüdür.
 
Birincinin adı 'Eğer' türü sevgi. Belli beklentileri karşılarsak bize verilecek sevgiye bu adı takmış yazar. Örnekler veriyor: eğer iyi olursan baban, annen seni sever. Eğer başarılı ve önemli kişi olursan, seni severim.
Eğer eş olarak benim beklentilerimi karşılarsan seni severim.
Toyotome en çok rastlanan sevgi türü budur diyor. Karşılık bekleyen sevgi.
Yazara göre evliliklerin pek çoğu 'Eğer' türü sevgi üzerine kurulduğu için çabuk yıkılıyor. Gençler birbirlerinin o anki gerçek hallerine değil, hayallerindeki abartılmış romantik görüntüsüne aşık oluyor ve beklentilere giriyorlar.
İkinci tür: 'Çünkü' türü sevgi...
Toyotome bu tür sevgiyi şöyle tarif ediyor: Bu tür sevgide kişi bir şey olduğu,
bir şeye sahip olduğu ya da bir şey yaptığı için sevilir. Başka birinin onu sevmesi, sahip olduğu bir niteliğe ya da koşula bağlıdır. Örnek mi? Seni seviyorum. Çünkü çok güzelsin (Yakışıklısın). Seni seviyorum. Çünkü o kadar popüler, o kadar zengin, o kadar ünlüsün ki. Seni seviyorum.
Çünkü bana o kadar güven veriyorsun. Seni seviyorum.
Biri dışa gösterdikleri öteki yalnızca kendilerinin bildiği. İnsanlar sandıkları kişi
olmadığımızı anlar ve bizi terk ederlerse korkusu buradan doğar.
İkincisi de ya günün birinde değişirsem ve insanlar beni sevmez olurlarsa endişesidir.
Japonya'da bir temizleyicide çalışan dünya güzeli kızın yüzü patlayan kazanla
parçalanmış. Yüzü fena halde çirkinleşince, nişanlısı nişana bozup onu terk etmiş.
Daha acısı ayni kentte oturan anne ve babası, hastaneye ziyarete bile gelmemişler,
artık çirkin olan kızlarını. Sahip olduğu sevgi, sahip olduğu güzellik temeli üstüne kurulmuş olduğundan bir günde ölmüş. Güzellik kalmayınca sevgi de
kalmamış. Kız birkaç ay sonra kahrından ölmüş...
Japon yazar toplumlardaki sevgilerin çoğu 'Çünkü' türündendir ve bu tür sevgi,
kalıcılığı konusunda insanı hep kuşkuya düşürür diyor.
Peki o zaman, gerçek sevgi, güvenilecek sevgi ne? Ve işte sevgilerin en gerçeği:
Üçüncü tür sevgi: 'Rağmen' ...
Bir koşula bağlı olmadığı için ve karşılığında bir şey beklenmediği için?
Eğer türü sevgiden farklı bu. Sevilen kişinin çekici bir niteliğine dayanıp böyle bir şeyin varlığını esas olarak almadığı için Çünkü türü sevgi de değil.
Bu üçüncü tür sevgide, insan Bir şey olduğu için değil, Bir şey olmasına rağmen sevilir. Esmeralda, Quasimodo'yu dünyanın en çirkin, en korkunç kamburu olmasına Rağmen sever. Asil, yakışıklı, zengin delikanlı da Esmeralda'ya çingene olmasına rağmen tapar. Kişi dünyanın en çirkin, en zavallı, en sefil insanı olabilir. Bunlara rağmen sevilebilir.

Her şeye rağmen sevmek... sevilmek ya da...
Gerçekten de güzel ve özel... “Çünkü”ye ve “Eğer”e gerek kalmadan...

<- Önceki Sayfa : ANASAYFA : Sonraki Sayfa ->





Bağlantılarım

    Add to Technorati Favorites Web Stat Personal Blogs - BlogCatalog Blog Directory

Arama Yap